İki Balığın Masalı…

20.05.2016 21:01:42
106
OKUNMA
Funda Kocatürk
Antalya / Muratpaşa
Ege Üniversitesi





Bugün, çok sevdiğim bir masalı paylaşmak istiyorum…





İki Balığın Masalı



Bir varmış, bir tane daha varmış.
Biri olmadan, öbürü olmazmış.
Bu böylece yazılsınmış.
Bir Rus köyü'nde iki balık yaşarmış.
Biri siyah ve İri,
öbürü kırmızı ve İnce.
Bütün çiftler de böyledir 
biraz düşününce.
İri sormuş birgün.
‘’Madem bütün bu denizler birbirine
bağlı,
niye biz seninle sadece bu kıyıdan ötekine
yüzüp duruyoruz?
Kendimizi bir akıntıya bıraksak,
yeni sularda yüzsek,
başka balıklar yesek daha mutlu olmaz 
mıydık?’’
Hak verdi İnce. İnceliğinden sırf.
Çünkü onun mutluluğu için, İri ve o kıyı yeterliydi.
Gerisi hava - su değişikliğidir ki,
insan bundan beslenemez.
Balıklar hiç...
Katıldı yine de, düştü İri'nin peşine.
Akıntıya bıraktı kendini.
Bunlar beraberce, İstanbul ve
Çanakkale boğazlarını geçtiler.
Geçerken eğlendiler.
Fakat bir balıkçı,
akşam yavrularına balık götürmek
için suya ağ atmıştı.
Ve İriyle İnce, farkına varmadan
bu ağa takıldılar.
Daha doğrusu İri takıldı. İri ya.
İnce ise, sıyrılıp çıktı. İnce ya.Ama, bırakıp gitmedi İri’sini.
Hem inceydi hem de aşık.
Kemirip ağları, kurtardı İri'yi.
‘’E, tabi, ben bu ağlara takılacak kadar güçlü kuvvetli değilim,
eriyip gidecek gibiyim’’ diyerek,
onun gururunu da okşadı.
Aşkta, herşey,
mantıklı gelir insana.
Tabi balıklara da... Çünkü aşk,
suyun içinde de aşktır.
Derken, İri ile İnce soğuk denizlere kavuştular.
Fakat İnce, alışık değildi bu serin sulara ve hastalandı.
Pulları dökülüyordu hergün
ve gün geçtikçe daha da
yavaşladı.
Hatta durdu birgün.
Atlantiğin ortasında.
Ya döneceklerdi ve İnce kurtulacaktı.
Ya da tek bedene düşeceklerdi.
Çünkü herkesin Küba'ya kadar yüzecek
nefesi kalmayabilir.
Hele hastaysa.
İri, Küba'ya gitmeyi seçmeden önce, biraz düşündü.
O düşündüğü süre kadardı sevgisi, ki o da çok sayılmazdı.
En başta sıkılan oydu köyün kıyısından. Demek aslında gitmek
istiyordu İnce'sinin yanından.
Ama İnce bu durumu anlamadı.
Ve onunla Küba'ya varmak için son çabalarla yüzdü.
İnsan, sevdiğiyle geçen zamana
doyamadığı kadar aşıktır.
Balıklar da...
‘’İki dakika daha beraber yüzmek,
tek başına sağlığına
kavuşmaktan iyidir’’ bile dedirtir aşk insana.
Dedirttiği gibi İnce'ye.
İki dakika kadar yüzdü ve öldü.
Yukarı doğru çıkarken zayıf gövdesi, 
kılçıklarına kadar mutluydu ve gülüyordu.
Koca bir balina onu yuttu, bunu da biliyordu.
İri, tek kaldı;
ama suyun ucunda Küba vardı.
Var gücüyle yüzdü.
İnce'sini unuttu.
İnce'sini unuttuğu kötü oldu.
Çünkü onlar birbirlerine 5 saniyede bir, nereye gittiklerini hatırlatıyorlardı
ve şimdi 10 saniye geçmişti
ve katiyen hatırlamıyordu.
Ne İnce'yi, ne Küba'yı ne de
adının İri olduğunu.
İnsana adını başkaları hatırlatır,
balıklara da...
O yüzden kayboldu derin sularında Atlantiğin. 
Ve koca bir balina onu da yuttu.
Fakat mucize bu ya, balinanın
midesinde İnce'yi buldu.
Meğer onları yutan aynı balinaymış,
İnce ölmemişmiş, tam tersi midenin 
sıcaklığında dirilmişmiş.
Ama oradan çıkarsa ölecek.
İri de oradan giderse,
nereye gittiğini ve adını unutacak.
O yüzden, artık ikisi de buradalar.
Ne fark eder.?
İnsana sevdiğinin yanı cennettir.
Sevmeden hiçbir şeyin tadı olmadığını,
bu masalı bilen bütün balıklar bilir.
Ya insanlar...?





Cenneti bu dünyada da yaşamamız dileğiyle…






Sevgiyle…

Funda Kocatürk

Funda’s

www.facebook.com/fundaa.kocaturkk

https://twitter.com/funndas

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER İÇERİKLER


YORUMLAR